Ana İşveren veya Alt İşverenin İş Kazalarında Tehlike Sınıfı Kavramının Hukuki Süreçleri için bir örnek…!

İstanbul’da bakımını yaptığı trafonun patlaması sonucu yaşamını yitiren S. E. Şirketi İşçisi S.Y.’ün ölümüne ilişkin dava mahkemece kabul edildi. İddianamede yer alan bilirkişi raporuna göre S.E. Şirketi tehlikeli işlerde çalışma belgesine sahip olmadığı halde işçileri bu işlerde görevlendirdi, trafonun sahibi Ö. P. Şirketi belgelere bakmaksızın ve gerekli önlemleri almaksızın bu işi S. E. Şirketine yaptırdı, çalışma esnasında bulundurulması gereken kauçuk halı, kauçuk çalışma eldiveni ve izole sehpa vs. gibi güvenlik unsurları ise S.Y.’ün ölümünden sonra olay yerine yerleştirildi.

Davanın ilk duruşması 4 Aralık’ta Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinde saat 10.15’te görülecek. Davada asli sorumlu olarak S. E. Şirketi Patronu Ş. S., tali kusurlu olarak da Ö. P. Fabrikası Patronu M. Y. ile trafo bakımı için S. E. tarafından S.Y. ile birlikte gönderilen H.T. ve O.Y. taksirle insan öldürme suçundan yargılanacak.

Davayla ilgili mahkemenin kabul ettiği iddianamede, S.Y.’nin 16 Ocak 2019 tarihinde O.Y. ve H.T. ile birlikte Bahçelievler Çobançeşme Mahallesi’nde M.Y.’nin sahibi olduğu Ö. P. Şirketinde bulunan trafo merkezinin bakımını yapmak üzere görevlendirildiği belirtildi.

BEYİN KANAMASI VE KOMPLİKASYONLAR

İddianamede olay günü yaşananlar şöyle aktarıldı: “S.Y.nin enerjisi tamamen kesilmemiş ve izole edilmemiş trafo koruma hücresindeki kesiciyi ve ayırıcıyı açarak enerjisiz bıraktığı, trafoda test ölçüm ve bakım temizlik çalışmasını tamamladıktan sonra izole edilmemiş ve üst kontakları enerjili durumda bulunan ayırıcının olduğu trafo koruma hücre içindeki teçhizatın kontaklarına rutubet etkilerini önleyici sprey sıkmaya başladığı, spreydeki itici gazın hücrenin üst kısmında yer alan ayırıcının giriş uçlarındaki yüksek gerilimle karşılaşması sonucu oluşan güçlü elektrik arkı ve basınç etkisine maruz kalarak hücre dışına düştüğü ve kafasını taş zemine çarptığı, şüphelilerden O.Y. ve H.Y. ile birlikte çalıştığı onların da yardımıyla hastaneye kaldırıldığı ancak, alınan otopsi raporuna göre; vücudunda üçüncü dereceden yanık alanların oluştuğu, ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.” açıklaması yapılmıştı.

KURALA UYULMADAN ÇALIŞTIRILDI

İddianamede bilirkişi raporundaki tespitler de aktarıldı: “Yüksek gerilim bulunan işyerinin ‘Kuvvetli Akım Elektrik Tesisleri Yönetmeliği’ hükümlerine göre işletme ve bakım sorumlusu olarak bir elektrik mühendisi ile sözleşme yapmak zorunluluğu bulunduğu, bu nedenle Ö.P. Şirketi ile sorumlu O.Y. olmak kaydıyla S.E. firması ile işletme ve bakım sorumluluğu sözleşmesinin 2019 yılı için yapılmadığı, ölen S.Y.nin gerekli yasal eğitimleri aldığı ancak, bakım ve onarım sırasında yüksek gerilimli hücrelerin enerjisi kesilmeden ve izole edilmeden asla işlem yapılamayacağı kuralına uyulmadığı gibi, çalışma esnasında kullanılmak amacıyla bulundurulması gereken kauçuk halı, kauçuk çalışma eldiveni ve izole sehpanın bulunmadığı, bu malzemelerin kazadan sonra konulduğu, S.Y.nin incelenen özlük dosyasından işe uygun kişisel koruma donanımlarını aldığı fakat işyerine getirilmediği, tanık anlatımları ile de doğrulandığı gibi eldiven takmadığı ve kafasında baret de bulunmadığı görülmektedir.” şeklinde tanımlşara yerverilmiştir.

ŞİRKET SADECE AZ TEHLİKELİ İŞLER’DE YETKİLİ

Bakım ve onarım işinin fabrika iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve işletme sorumlusu tarafından koordineli yürütülmesi gerektiğine vurgu yapılan iddianamede, “Hazırlanmış risk analiz raporuna göre bakım elemanlarının tüm belgelerinin Serman Elektrik’ten istenmiş olması ve bakım yapmaya yetkili oldukları görüldükten sonra sözleşme yapılması gerektiği ancak, S.E. firmasının bina projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri yani ‘az tehlikeli işler’ alanında yetkili olmasına rağmen yapılan işin ‘tehlikeli işler’ sınıfında olması nedeniyle böyle bir bakım ve onarım işini yapmaması gerektiği de tespit edilmiştir” dendi.

ASLİ KUSURLU S.E. ŞİRKETİ’DİR!.. (Hizmeti Alan Kurum)

Patronların alınması gereken her türlü tedbiri almakla yükümlü tutulduğu hatırlatılan iddianamede, işyeri dışından uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alınmasının patronun sorumluluklarını kaldırmayacağı ifade edildi.

Az tehlikeli işler yapmasına rağmen tehlikeli işler kodunda faaliyet yürüten S.E. Şirketi patronu Ş.S.nin asli kusurlu, Ö.P. Şirketi Patronu M.Y., S.E. firmasında elektrik mühendisi olarak görevli olan ve S.Y.nin yanında sorumlu olarak duran O.Y. ile tespit edilen aksaklıklara ve eksik malzemelere rağmen çalışmaya devam eden muhtemel elektrik arkının, çarpmanın ve kaçağın olma ihtimalini göz ardı eden Elektrik Teknisyeni H.T.’nin tali kusurlu bulunduğu bildirildi. İddianamede yaşamını yitiren S.Y.’nin de uygun kişisel güvenlik donanımlarını almasına ve mesleki tecrübesine rağmen başta eldiven ve baret takmaksızın çalışmaya devam etmesi nedeniyle tali kusurlu bulunduğu ileri sürüldü. İddianamede şüphelilerin taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmaları istendi.

AVUKAT : CEZA YETERSİZ, HUKUKİ TASNİF DOĞRU YAPILMADI

S.Y. nin ailesinin Avukatı, iddianamenin olumlu yönleri bulunmakla birlikte yetersiz olduğunu bildirdi.

Savcılığın iddianamesinin iş cinayetlerindeki anlaşın devam ettiğini gösterdiğine dikkat çeken Avukat, “Özellikle bilirkişi raporu ile tespit edilen ‘ihmalleri’, hukuksuzlukları tekrarlaması ve dikkate alması, sadece çalışan sorumluların değil 2 işverenin de sanık olarak yargılanması bakımından olumlu olmakla birlikte, S.Y.nin ölümüne neden olan olayı basit bir kazadan ibaret görmesi bakımından oldukça yetersizdir” dedi.

İddianamede denetleme görevini yerine getirmeyen kamu kurumları ve Elektirik Dağıtım Şirketinin rolü ve sorumluluğunun irdelenmemesini de eleştiren Avukat, şöyle devam etti: “Neden böyle düşünüyoruz? Çünkü az tehlikeli işler sınıfında faaliyet göstermesi gereken S.Y.’nin işvereni S.E. Şirtketi tehlikeli işleri yapmaktadır ve ölümle sonuçlanan iş kazası tehlikeli bir iş sırasında yaşanmıştır. S.Y.’nin yaptığı iş sırasında kullanılması zorunluluk olan koruyucu ekipmanlar (kauçuk halı, kauçuk çalışma eldiveni ve izole sehpa), ölümden sonra olay yerine yerleştirilmiştir. Sadece şu iki husus dahi S.Y.’nin ölümünün basit bir iş kazası olarak geçiştirilemeyeceğini, bir cinayetle karşı karşıya olduğumuzu; olayın hukuki vasıflandırmasının da taksir (kaza) olamayacağını, bilinçli taksiri de aşacak şekilde olası kastın söz konusu olduğunu göstermektedir.” Türkiye’de bir yıl içinde 2 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Avukat , “İş cinayetlerinin gerçek sorumlusu olan işverenler başta olmak üzere tüm sorumlulara gerçekten caydırıcı cezalar verilmesi gerekmektedir. İşçi sınıfının örgütlenmesi, eğitim, denetim vb. gibi başka etkenlerle birlikte caydırıcı cezalar verilmesi de cinayetlerin azalmasına katkıda bulunacaktır. İş cinayetleri nedeniyle ceza vermekten imtina eder şekilde, paraya çevirme ve erteleme ile sonuçlanan yargılama pratiği caydırıcılıktan uzaktır ve daha fazla kâr hırsı ile binlerce canın yitirilmesine vesile olmaktadır” diye konuştu.

Bu Konuda Ne Yapılmalı?

TTK, 5510 ve 6331 sayılı kanunlara göre İşveren İşyerinde yürütttüğü asıl faaliyetine göre tehlike sınıfını doğru beyan etmeli ve alt işverenlerini de bu konuda denetlemelidir. Bina yöneticisi, cafe sahibi, idari işler müdürü vs. kim olursa olsun kendi çalışma alanına giren ve faaliyet yürütecek her işçinin mesleki ehliyetini, hizmet aldığı kurumun yeterliliğini, ticari ilişkiye girerken bilinçli bir tacir olarak sonuçlarını veya olası olumsuzlukları yönetebilmek için “İş Sağlığı ve Güvenliği” Konularında mutlak bir danışmanlık almak durumundadır.

Önlemek Ödemekten ucuz ve İnsancıldır!…